Yasal geçerlilik taşıyan bir kabul değildir.
Bilgilendirilmiş rıza değildir.
Hastaya, her şeyi söylemek değildir.
Hastaya imzalatılması gereken sıradan bir rıza belgesi değildir.
Hekimi ve Hastaneyi korumak için değildir.
Katlanılması gereken yada yasal olarak aydınlatılan bir baş belası, bürokratik bir süreç hiç değildir.En basit anlatımla AYDINLATILMIŞ ONAM: Tıbbi bakım kararının biçimlendirilmesi amacıyla,Hekim ve hasta tarafından birlikte yürütülen, Güven ve karşılıklı saygıyı yapılandıran,Her iki taraf için de eğitim etkinliği niteliğini taşıyan, Aktif bir iletişim sürecidir.
Aydınlatılmış onam süreci ,hastanın tıbbi ve öneri arama çabası ile başlar ve hekim-hasta ilişkisi aracılığıyla da devam eder.Bu sürecin temel amacı,hastaya anlayamayacağı türden karmaşık bilgiler yüklemek değil; bir diyalog başlatıp bunu geliştirerek sürdürebilmektir.
Bilgilendirme, ” İşlemin yapısı hakkında bilgi verme / aktarma “ iken aydınlatılmış onam için kastedilen yalnızca bu değildir.Söz konusu olan” bilginin anlaşılır kılınması ve karşıdaki tarafındankavranması” işlemidir ki biz buna aydınlatma diyoruz.Aydınlatma, aktarılan bilginin açık olmasını, yeterince anlaşılmasını, ardından gelen sorulara yanıt bulunmasını,bu işlemlerin süreklilik taşımasını yani her iki tarafın da aktif katılım ve emeğini gerektiren bir süreçtir.Rıza / Onay, “ Razıolmak, izin vermek,hemfikir olmak” anlamını taşırken, onam ise “süreç hakkında bilgi sahibi olmak, ardından bilinçli bir şekilde ve gönüllü rıza göstermek, izin vermek” olarak tanımlanabilir. Doktor-Hasta ilişkisinde her şey işbirliğini gerektirir.Bu bağlamda hastanın hekime başvurduğu andan itibaren aydınlatılmış onam sürecinin de başladığı düşünülebilir. Onamın yazılı- yazısız bir çok biçimi vardır; ancak bazı uygulamalardan önce yazılı olarak alınması yasalarca ön görülmektedir.
ONAMIN ÇEŞİTLERİ:
Açık / Gerçek Onam : Hasta kendisine verilen bilgileri anlayarak, gönüllülükle resmi bir onam formunu imzalar. Aydınlatılmış onam, açık ve gerçek bir onamdır.Geçerli onam: Hastanın ne için anlaşma yaptığının farkında olması.Aydınlatılmış onam,geçerli onamdır.Genel / Örtülü Onam:Hastanın hastaneye kabulü ile birlikte, her bir işlem için ayrı ayrı aydınlatma olmadan, “ yapılan tüm tetkik ve tedavileri gönüllü olarak kabul ediyorum” biçiminde genel üstü kapalı ifadelerle hazırlanmış bir rıza belgesinin imzalatılması. Ancak onamın geçerli olması için her bir tıbbi uygulama için ayrı ayrı alınması gereklidir.Batıda genel onam formları yasal açıdan geçerli onam belgesi olarak kabul edilmemektedir.Kastedilen – İma Edilen Onam / Zımni Rıza : Hastanın hareketlerinden yada sessiz kalması ve itiraz etmemesinden, rıza verdiği anlamının çıkartılmasına dayanır.Örnek: Hastanın polikliniğe başvurarak muayeneye, rutin testlere yada kolunu sıvayarak kan alınmasına izin verdiğini kastetmesi; kan tetkiki yapılmasına söz ile onam vermemesine karşın itiraz da etmemesi, sessiz kalması. Varsayılan Onam / Mefruz Rıza: “ Eğer hasta ne yapılacağını bilseydi mutlaka onam verirdi “ anlayışla hastaya müdahale edildiği durumlarda, onamın varsayılması ( farz edilmesi ).Özellikle acil durumlarda ve hastanın yetersiz olması halinde, yasal açıdan geçerli kabul edilebilen onamdır.
AYDINLATILMIŞ ONAMIN GEÇERLİ OLMASI İÇİN GEREKLİ UNSURLAR:
BİLGİNİN AÇIKLANMASI:
Hastayı aydınlatma yükümlülüğü kural olarak işlemi gerçekleştirecek hekime aittir; müdahale bir ekip tarafından gerçekleştirilecekse girişime katılan hekimlerden her birinin kendi uzmanlık alanı içindeki konuda aydınlatma yapması yada ekibin yöneticisi konumundaki hekimin tek başına açıklama yapması da mümkün olabilir. Aydınlatmanın mutlaka tıbbi müdahaleye onam vermeden önce yapılması gerekir. Hastaya, onam için uygulanacak girişim / tedavi üzerinde sağlıklı bir biçimde düşünülebileceği yeterli zaman tanınmalıdır.Hasta gerekirse yakınlarına bu konuyu danışacak zamana ve olanağa da sahip olmalıdır.
BİLGİNİN ANLAŞILMASI:
Geçerli bir aydınlatılmış onamın ön koşulu olarak kabul edilir.Hekim bilginin anlaşılırlığı sağlayamadığında, açıklama ödevini yerine getirmemekle suçlanabilir.Bilginin hasta tarafından anlaşılabilmesi için:
Hastanın kültürel düzeyi ve anlama kapasitesine uygun terimlerin kullanılması.Hastayı korkutacak, panikleyip anlama ve muhakeme etme yetisini bozacak ifadelerden kaçınılması.Hastaya soru sorma fırsatının verilmesi.Hastanın soru sormak için cesaretlendirilmesi.Zaman zaman hastanın verilen bilgiyi,kendi ifadesi ile yinelemesinin istenmesi.Hastanın bilgiyi anlamadığı fark edilirse, açıklamanın tekrarlanması gereklidir.
YETERLİLİK / KAPASİTE
Yeterlilik , “Hastanın belli bir zamanda,belirli tedavi seçenekleri arasında bir seçim yapabilme kapasitesi” olarak tanımlanabilir.Yeterlilik; iletişim kurma, bilgiyi anlama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin birlikteliğini gerektirir.Yasal açıdan yeterli olmayan bir kişi,etik açıdan karar verme kapasitesine sahip sayılabilmektedir ( örneğin, 16 yaşında bir genç).
Kısıtlı / Mahcur, yasada belirlenen nedenlerle ( akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, içki düşkünlüğü, kötü yaşam, kötü yönetim, hükümlü olma ) hukuki işlem yapma ehliyeti kısıtlanan kişidir ve kişilerin kısıtlanma nedenleri Türk Medeni Kanunu’nun 405-408. maddelerinde tanımlanmıştır.
GÖNÜLLÜLÜK
Hastanın zorlama, baskı ( hastanın bazı tetkikleri yaptırmayı kabul etmemesi durumunda,tedavi edilmeyerek taburcu edileceğinin söylenmesi gibi );yönlendirme ( bilginin eksik ve gerçek dışı sunumu,can alıcı bilgiyi kasıtlı olarak söylememe,aşırı abartma,tutum ve davranışlarla hastaya imada bulunma vb.)Veya ikna (önerilen tedavinin yalnızca yararlarına hastanın inandırılması girişimi) gibi dış faktörlerle özerkliğini zedelemeden karar vermesi sağlanmalıdır.
ONAMIN GÖZARDI EDİLEBİLDİĞİ DURUMLAR:
I-Acil Girişimler: Bu tür durumlar genelde hastanın yasal yeterliliğinin de eksildiği durumlar olup bilincinin kapalı olması ve geri dönülmez bir zarardan korunması için acil girişimin hızla gerçekleştirilmesi zorunlu olabilir.Yasal açıdan, bu durumdaki hastanın, bilinci açık olsaydı girişimi kabul edeceği farz edilir.Acil bir durumda;hasta onam verecek durumda değilse ve hali-hazırda mevcut bir vekil karar vericiye de ulaşamıyorsa; hekim onamsız olarak gerekli acil girişimi uygulamak sorumluluğunu taşımaktadır.Ancak onam alınmasının ihmal edildiği bu tedaviler / girişimler, yaşamın ve hayati organların tehdit altında olduğu durumlarla sınırlandırılmalıdır.Böyle bir durum oluştuğunda, tutulan ayrıntılı kayıtlar ile hekimi bu davranışa zorlayan koşullar açıklanabilmelidir.
II-Normal tedavi süreci içinde gelişen olağandışı durumların kontrol altına alınması zorunluluğu: Eğer ,tedavi için hekime önceden planlanmayan, ancak uygulanması aciliyet gerektiren ek önlemler alınmasını gerekli görüyorsa ve hastanın da bilinci kapalı ise onam almadan işlem gerçekleştirilebilir.Ancak,bu durum yasal açıdan sorumlu tutulmayı engellememektedir.(Örneğin ameliyat sırasında gelişebilen acil bir durum).
III-Yasal Zorunluluklar:
Hastanın muayenesinin yasal açıdan zorunlu olduğu durumlarda,yine de hastayla iletişim kurularak açıklama yapılmalıdır (adli vakalar,toplum sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklar…).Mahkemenin yada devletin koruyuculuğu altındaki yetersiz kişilerin tedavisinin / girişimin bu kişinin yararına olduğuna, mahkemenin karar verdiği durumlar ile hastanın mental durumundaki bozukluk nedeniyle hastanede alıkonulması sorumluluğunun bulunduğu durumlarda da onam şartı aranmaz.
YAZILI ONAM FORMLARI
Birinci Koşul: Hastanın aydınlatılmış karar vermesini sağlamak için gerekli tüm bilgilerin açıklandığını belgelemelidir.
İkinci Koşul: Anlaşılabilir,açık ve sade olmalı;gerekirse,özel açıklamaların yapılabilmesi için boşluklar bırakılmalıdır.
Üçüncü Koşul: Okunması sağlanmalı, hastaya bunun için uygun ortam ve zaman sağlanmalıdır.
Dördüncü Koşul: Hastayla birlikte,sorumluluğu alan hekimin de imzalayacağı bir yer bulunmalıdır.Bu sorumluluğun birlikte paylaşıldığının göstergesidir ve HASTANIN GÜVENİNİ arttıracaktır.
AYDINLATILMIŞ ONAM ALINMAZSA HUKUKİ AÇIDAN BİZİ NE BEKLİYOR ?
Hekimin bu kanuni görevini yerine getirmemesi hareket yönü açısından İHMALİ SUÇ niteliği taşımaktadır.Hekimin eylemleri ancak onam formu imzaladığı zaman hukuka uygun olarak kabul edilmektedir.Kanıtlama yükümlülüğünün hekime ait olması herhangi bir davada hekimin hastasını aydınlattıktan sonra onamını elde ettiğini kanıtlamasını gerektirmektedir.
ÖZEL HUKUKTA: Hasta-hekim ilişkisi sözleşmeye dayandırılmakta olup bu sözleşmenin kurulabilmesinin ilk koşulu hastanın onam vermiş olmasıdır.
CEZA HUKUKUNDA: Hekimin cezai sorumluluğu açısından, onamın ikna yani aldatarak / hile ile elde edilmiş olması,doktorun irtikap (kötü bir iş yapma ) suçu ile yargılanmasına neden olmaktadır.
(SAĞLIK HAKKI DERGİSİNDEN ALINMIŞTIR.)